Roza Dersim Mutfağı

  • Home
  • Roza Dersim Mutfağı

Roza Dersim Mutfağı Roza Dersim Mutfağı... Ataşehir / İstanbul

12/10/2025
07/10/2025

Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanına hakaret iddası ile yargılandığı ayrık davalardan biri olan Van 4. Asliye Ceza Mahkemesindeki 2024/971 E. sayılı davanın yetkisizlik kararı ile Ankara’ya gönderilmesinden kaynaklı olarak Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada birleştirme işlemi yapılacağından 17 Ekim duruşmasına katılma olanağı ortadan kaldırılmıştır.

Dahası; Van, Adana, Mersin ve İstanbul’da açılmış olan davalar da Ankara’daki dava ile birleştirilecektir.

Dolayısıyla 9 ceza davasının birleştirilmesi sonucunda belirlenecek yeni duruşma gününde Sayın Genel Başkanımız, duruşmaya katılmaktan ve tarihe not düşmekten asla geri durmayacaktır.

9 değil 99 dava açılıp yargılansa da Adaleti savunmaktan vazgeçmeyeceğiz.

Kamuoyunun bilgisine….

Av. Celal Çelik

Haydi Dayanışmaya
05/10/2025

Haydi Dayanışmaya

03/10/2025
10 yıl boyunca AKP tüm gücüyle saldırdı. Linç edildi, suikastlere, yalana, iftiraya maruz kaldı. Şimdi onun ruh ikizi CH...
01/10/2025

10 yıl boyunca AKP tüm gücüyle saldırdı. Linç edildi, suikastlere, yalana, iftiraya maruz kaldı. Şimdi onun ruh ikizi CHP'nin saldırılarına, linçlerine, iftiralarına maruz kalıyor.
Suikastlere, linçlere, yalanlara, soyguna karşı direnen adamın, adalet savaşçısı Kemal Kılıçdaroğlu nun yanındayız:

Dayanışmaya Çağrı

17 Ekim Cuma, saat 10.30’da Ankara Sıhhiye Adliyesi 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde,
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu' na “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla açılan 5 davanın birleştirilmesi sonucu yapılacak duruşma görülecek.

Şimdi dayanışma günüdür!
Haydi, 17 Ekim’de Sıhhiye Adliyesi önünde buluşalım.

Haydi İkinci Ankara çıkarmasına bekliyoruz
01/10/2025

Haydi İkinci Ankara çıkarmasına bekliyoruz

23/09/2025

Kemal Kılıçdaroğlu T24 gazetesinde yazdı, okumanız dileğiyle
Yeni dünya düzenine doğru…
Bildiğimiz dünya düzeni çöküyor mu?
Dünya, Antonio Gramsci'nin meşhur sözüyle "eskinin öldüğü ama yeninin henüz doğmadığı" sancılı bir ara dönemden geçiyor. Uluslararası ilişkilerin çimentosu olan kurallar ve kurumlar çatırdıyor. Bir zamanlar "tarihin sonu" diye sunulan liberal düzen, bugün adeta kendi içinde çözülen bir yapıya benziyor.
Geldiğimiz noktada küreselleşmenin kendisi bile sorgulanıyor. Küreselleşme, Wikipedia'daki steril tanımın ötesinde, temelde bir güç mücadelesidir. Malların, fikirlerin, kültürlerin dolaşımı cazip bir vitrin sunar; ancak perdenin arkasında devletler, şirketler, sermaye grupları ve emek arasında sert bir çekişme vardır.
Üç dalgada küreselleşme…
Tarih bize üç büyük küreselleşme dalgası gösterdi.
Birinci dalga, 19. yüzyılın sonlarında, İngiltere'nin sanayi imparatorluğunun öncülüğünde yükseldi. Buharlı gemiler, demiryolları ve telgraf sayesinde ticaret ve sermaye akımları hızlandı. Ama bu ilk dalga Birinci Dünya Savaşı ve 1929 Buhranı ile yerle bir oldu. Sonrası içe kapanma, korumacılık ve faşizmin yükselişiydi.
İkinci dalga, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD'nin liderliğinde doğdu. IMF, Dünya Bankası, Bretton Woods sistemi… Bu dönemde küresel kapitalizmin işleyişini düzenleyen kurallar koyuldu. Soğuk Savaş'ın getirdiği rekabetin de etkisiyle geniş halk kitleleri görece refahtan pay aldı. Eric Hobsbawm'ın "kapitalizmin altın çağı" dediği bu dönem, 1970'lerin krizleriyle sona erdi.
Üçüncü dalga ise 1980'lerden itibaren başladı. Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle ABD tek kutuplu bir dünya kurmaya çalıştı. Ama bu üçüncü dalgada lokomotif yalnızca devletler değildi; çokuluslu şirketler sahneye çıktı. Üretim zincirleri parçalara ayrıldı, ucuz işçilik için fabrikalar Asya'ya taşındı. Çin ve Hindistan'da milyonlar yoksulluktan kurtuldu ama her ülkede gelir eşitsizliği büyüdü, emeğin gelirden aldığı pay azaldı. Sermaye kazandı, çalışanlar kaybetti.
Tekno-derebeylerin çağı…
Bugün geldiğimiz noktada küresel şirketler adeta yeni bir imparatorluk kurmuş durumda. 2024 itibarıyla dünyanın en büyük 500 şirketi 41 trilyon doları aşan gelir elde ediyor. Bu rakam dünya hasılasının üçte birinden fazla. Varoufakis'in dediği gibi, karşımızda tekno-feodal beyler var. Toprakları değil, dijital platformları, büyük veriyi ve çevrimiçi pazarları kontrol ediyorlar.
Bu devler sadece ticareti değil, siyaseti de şekillendiriyor. Ulusal hükümetleri yatırımlarla dizginliyor, karar alma süreçlerine doğrudan müdahil oluyorlar. Hatta artık diğer ülkelerin seçim süreçlerine bile etki edebiliyorlar. Küresel kapitalizm, klasik anlamıyla demokrasiye meydan okuyan bir güce dönüşmüş durumda.
Ekonomist Dani Rodrik'in "imkânsız üçlü" modeli tam da burada devreye giriyor: Küreselleşme, ulus devlet ve demokrasi aynı anda var olamaz. Üçünden ancak ikisi seçilebilir. Eğer küreselleşme ile ulus devlet tercih edilirse, demokrasi feda edilir. Eğer demokrasi ile ulus devlet seçilirse, daha kontrollü bir küreselleşme gündeme gelir. Küreselleşme ile demokrasi birlikte tercih edilirse, ulus devletler zayıflar. Şu anda yaşadığımız belirsizlik, bu zor tercihin ne olacağının tam da bilinmemesinden kaynaklanıyor.
Amerika'nın çizdiği çerçeve…
ABD Başkanı Trump'ın son aylardaki söylemleri aslında üçüncü dalganın sonuna gelindiğini ilan ediyor. Sermayeyi ülkesine geri çağırıyor, müttefiklerine "bedavacılık bitti" diye çıkışıyor, Orta Doğu'dan milyarlarca dolarlık silah anlaşmalarıyla dönüyor. Küresel sermayenin tekno-derebeylerini Beyaz Saray'a çağırıp yatırımlarını ilan ettiriyor. Açık mesaj şu: "Ağababanız benim."
Ama aynı ABD, İsrail'in Katar'a saldırısı karşısında güvenlik garantilerinin boş bir vaat olduğunu da göstermiş oldu. Bretton Woods döneminde en azından demokrasi iddiası vardı; bugün o bile kalmadı. Kuralları koyan ülke, şimdi kendi kurallarını yok sayıyor.
Paranın imparatorluğu…
Robert Mundell'in dediği gibi "Büyük güçlerin büyük paraları olur." ABD'nin küresel gücü doları da güçlü kıldı. Ama artık tablo farklı. BRICS ülkeleri alternatif ödeme sistemleri geliştiriyor, kripto paralar yükseliyor. 2013'te sadece 50 olan kripto para sayısı bugün 17 bini aşmış durumda. Piyasa değeri 1,5 milyar dolardan 1,3 trilyon dolara çıktı.
Merkez bankalarının kontrolü zayıflıyor. Kripto havaleler klasik yöntemlerden yüzlerce kat daha hızlı ve ucuz. Bu tablo, yalnızca doları sarsmakla kalmıyor, ulus devletlerin ekonomik egemenliğini de aşındırıyor. Anlaşılan yeni para düzeni, yeni dünya düzeninin en kritik cephesi olacak.
Türkiye ne yapmalı?
Türkiye, bu tarihi döneme ne yazık ki ekonomik darboğaz, kurumların zayıflaması ve otoriterleşme eğilimleriyle yakalandı. Oysa böylesi ara dönemler sadece risk değil, aynı zamanda fırsat da yaratır. Türkiye bu belirsizlik anında iki aşamalı bir strateji izlemeli.
İlk adım: İç cepheyi sağlamlaştırmak…
İçeride cepheyi sağlamlaştırmak için Meclis'in itibarını artırmak, hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını tesis etmek şart. Devlet kurumları güçlendirilmeli, liyakat yeniden hâkim olmalıdır. Ekonomide ise tüm kesimlerin katılımıyla hazırlanacak bir program, ancak toplumsal uzlaşıyla meşruiyet kazanabilir. Bu yüzden Ekonomik Sosyal Konsey'e işlerlik kazandırılmalıdır.
Ayrıca ekonomik dengelerin onarılabilmesi için vergi yükünün adil biçimde paylaşılması mecburdur. Bu yalnızca mali bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal barışın da ön koşuludur. Bunun yolu da yüksek gelir gruplarının sisteme daha fazla katkı sunduğu bir vergi reformundan geçmektedir.
Türkiye ayrıca yeni bir "Strateji ve Planlama Teşkilatı" kurarak uzun vadeli vizyon geliştirmelidir. Kritik madenler, enerji arz güvenliği, gıda güvenliği, dijital egemenlik… Bunların her biri önümüzdeki küresel fırtınada belirleyici olacak. Yine eğitim sistemi bilim ve teknoloji odaklı yeniden yapılandırılmadıkça, insan kaynağımızın küresel rekabet gücü de sınırlı kalır.
Savunma sanayinde oluşturulan kamu-özel işbirliği modeli, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm için de uygulanmalı. Kendi dijital paramızı üretmekten yerli bulut ve yapay zekâ altyapısı kurmaya kadar pek çok adım gecikmeden atılmalıdır.
İkinci adım: Dışarıda çok boyutlu açılım
İkinci adım dış cephede atılmalıdır. Dış politikada da tek yönlü tercihler yerine çok boyutlu bir diplomasiye ihtiyaç var. AB ile ilişkiler derinleşmeli, ama BRICS+, G20 ve OECD gibi platformlarda da etkin rol üstlenilmeli. Orta Doğu'dan Kafkasya'ya, Doğu Akdeniz'den Orta Asya'ya uzanan jeopolitik kuşakta barışa katkı sağlamak, Türkiye'nin değerini katlayacaktır.
Sonuç: Hazırlıklı olmak…
Evet, dünya sancılı bir ara dönemde. Tek kutupluluk çözülüyor, çok kutupluluk yükseliyor. Küresel sermaye ulus devletlerin üzerine gölge gibi düşüyor. Mevcut düzen çatırdıyor, yeni bir düzenin ayak sesleri duyuluyor.
Böylesi dönemlerde tarihin hızı artar. Önümüze hem büyük tehlikeler hem de benzersiz fırsatlar çıkar. Türkiye'nin yapması gerekenler bellidir. Unutulmamalı ki talih, yalnızca hazırlıklı olanlara güler. Hazırlıksız yakalananları ise tarih, acımasızca silip atar.

23/09/2025

CHP’de ne bekleniyor İmamoğlu Truva atı mıydı

OLAĞANÜSTÜ kurultayın ardından CHP Parti Meclisi bugün toplanarak MYK üyelerini seçecek.

Genel Başkan Yardımcılarının değişmesi beklenmiyor. Zaten PM listesinde de bir isim değiştirildi. Özgür Özel, şaibeli kurultayla ilgili olarak savcılığa ifade veren eski Bitlis İl Başkanı Veysi Uyanık’ın oğlu Hakan Uyanık’ı listeden çıkardı. Babasının siyasi duruşu nedeniyle oğlunu cezalandırmak... Veysi Uyanık, bunun altında kalmadı. Sosyal medya hesabından meydan okumayı sürdürdü. Perşembe günü yapılacak olan İstanbul İl Kongresinde ise Özgür Çelik yeniden il başkanı olarak seçilecek. Böylece CHP’yi yargı kararları ile dizayn edemezsiniz mesajı verilmek isteniyor.

KILIÇDAROĞLU’NA TEPKİ GÖSTERENLER

CHP yönetimi kurultaydaki şaibeyi ortaya çıkaranlara, İstanbul Büyükşehir Belediyesindeki yolsuzluk çarkını itiraf edenlere karşı gösterdiği haşin tavrı, şaibe sahiplerine göstermiyor.

CHP’nin 13 yıl Genel Başkanlığını yapan Kemal Kılıçdaroğlu’na, CHP’nin çocuğu olan Gürsel Tekin’e gösterilen tepkinin binde biri Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk ekibine gösterilmiyor.

Kılıçdaroğlu’nun yüzüne tükürenler, ölümle tehdit edenler, Gürsel Tekin’i CHP’den ihraç etmeye çalışanların hiçbiri Aziz İhsan Aktaş’a, rüşvet çarkının başındaki Fatih Keleş’e, itirafçı olan Ertan Yıldız’a, “saygın iş adamı” dedikleri Murat Kapki’ye tepki göstermedi. Kılıçdaroğlu mu size yolsuzluk yapın dedi. Bu adamları Ekrem İmamoğlu’nun yanına iktidar mı yerleştirdi?

PARA, PARA, PARA

Yolsuzluk ve şaibe virüsü Ekrem İmamoğlu ile CHP’nin içine girdi. Ekrem İmamoğlu neredeyse orada yolsuzluk ve şaibe iddiaları ortaya çıktı. Mahkeme kapılarına düştü. Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığında yolsuzluk ve rüşvetten yargılanıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, “Asrın yolsuzluğu” davasından dolayı hesap veriyor. İmamoğlu’nun kazandığı CHP’nin İstanbul İl Kongresi şaibeden dolayı mahkemede, büyük kurultay şaibe davasından dolayı yargılanıyor. Diploması sahtecilikten iptal edildi. Peki İmamoğlu’nun hiç mi düzgün bir işi yok? Ekrem İmamoğlu parayla her şeyi satın alacağına inanan eski ANAP kafasından geliyor. Bu yöntemi CHP’ye taşıdı. Büyük ölçüde de başarılı oldu. Ama CHP’yi kirletti. Parayla İBB’yi satın al, parayla İstanbul İl Kongresi’ni kazan, parayla CHP yönetimini ele geçir. “Para, para, para” diyen Napolyon bile paranın gücünü bu kadar kullanmamıştır. En sonunda parayla cumhurbaşkanlığını satın almaya kalkıştı, yargı engeline takıldı.

TRUVA ATI MI

Ekrem İmamoğlu bir Truva atı gibi hareket etti. Yolsuzluk ve şaibeye bulaşanlar ise CHP’li değil. Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediyesi’nden gelen ekip. 80 bin lira maaş alan kişi aylık 500 bin lira harcamayı nasıl yapabiliyor? 110 bin lira maaş alan kişi aylık 450 bin liralık villada nasıl oturuyor? CHP halkın partisi demek. Peki halk böyle mi yaşıyor? Emekçiler 450 bin liralık villalarda mı oturuyor? CHP’li olmayanların yolsuzluk ve rüşvet çarkının hesabını CHP ödüyor.

CHP SAVUNUYOR

CHP yönetimi ise bunu sorgulamıyor. Tam aksine, sütte leke olur bizim arkadaşlarımızda leke olmaz mantığıyla yaklaşıyor. Leke olmaz dedikleri arkadaşları ise sıraya girmiş itirafçı oluyorlar.

Address


Telephone

+905323359305

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Roza Dersim Mutfağı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Business

Send a message to Roza Dersim Mutfağı:

  • Want your business to be the top-listed Food & Beverage Service?

Share

Dersim Mutfağını inşaa ediyor

Roza Dersim Mutfağı Dersim mutfağının ilk ve tek resmi patentli kuruluşudur.