Tirebolu çayının yalnızca Giresun'da ve Çaykur'un Rize'deki reyonunda satılmasının üretim azlığıyla ilgisi yok. "En iyi ürünü biz üretir, biz tüketiriz.' gibi imtiyazlı bir durumdan söz edilebilir. Neticede bu çay, Giresunlular ve Giresun'a yolu düşenler eliyle sadece yurtiçine değil Avrupa'ya kadar dağılıyor. Müdavimlerin izi internetteki forumlarda da sürülebilir pekâlâ ve oralarda, "42 numarada
n başkasını tanımam." yollu izahlara rastlanabilir; ama biz hazır Tirebolu'dayken kahveleri dolaşalım dedik.
Çay ocağının başında duranlar iddialı; "On dakikada demi çıkar. Beş altı bardağı nasıl içtiğini anlamazsın. Dişleri de sarartmaz." Kazıkbeli ve Çevre Yaylalar Derneği'nin ocağını işleten Nevzat Kadıoğlu meydan okuyor: "On beş, yirmi çeşit çay demlesinler. Hepsini yan yana koysunlar.
42 numarayı bir yudumda gözüm kapalı seçerim." Müdavimler de çay değişince "Olmadı usta!" diyecek kadar tecrübeli. Her gün uğradığı cay ocağında sekiz-on bardak çay içen Zeki Ayten yakında Almanya yolcusu. Eli boş gider mi, sadece ev için değil komşular için de yanında en az altı kilo çay olmalı. Komşuların nereli olduğunu tahmin etmek zor değil. 42 numaradan başkasına yüz vermeyen Giresunlu tiryakiler...
Çayın en özelini bilen içiyor ne de olsa...