07/04/2026
Geçen gün başka bir uygulamada paylaşımları gezerken bir şey dikkatimi çekti.
Bir kullanıcı, yurt dışından gelecek bir yakınına aldırmak için takviye edici gıda önerisi istiyordu.
Altındaki yorumlara baktım…
Birçok kişi farklı ürünler öneriyor.
Ama asıl dikkatimi çeken önerilerden çok, bu önerilerin dayandırıldığı düşünce oldu:
“Avrupa’da takviye edici gıdalar Sağlık Bakanlığı onaylı, bizdekiler gibi Tarım onaylı değil.”
Üstelik bu ifade, bizim ürünleri küçümseyen bir tonla yazılmıştı.
Açık söyleyeyim, bu beni gerçekten üzdü.
Çünkü ben hem ürünlerini dünyanın farklı ülkelerine gönderen butik bir zeytinyağı üreticisiyim,
hem de takviye edici gıda üreticisiyim.
Ve şunu çok net biliyorum:
Dışarıdan bakıldığında bizim ürettiğimiz ürünlere gıptayla bakılıyor.
Ama biz, kendi ürettiklerimizi küçümsemeye çok daha yatkınız.
Oysa işin gerçeği şu:
Yurt dışında da, Türkiye’de de takviye edici gıdalar ilaç değildir.
Yani “Sağlık Bakanlığı onaylı” denilen şey, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir ifadedir.
İlaçlar, tedavi amacıyla geliştirilir ve çok daha farklı, çok daha sıkı bir süreçten geçer.
Takviye edici gıdalar ise gıda kategorisindedir.
Bu yüzden “yurt dışı ürünler daha üst bir otorite tarafından onaylanıyor” algısı doğru değil.
Benim üretici olarak gördüğüm fark ise şurada başlıyor:
Bir ürünün etkisini belirleyen şey;
onay aldığı kurumdan çok, nasıl formüle edildiği ve nasıl üretildiğidir.
İçeriği nedir, ham maddesi nereden gelir, nasıl işlenir…
Bazı ürünler daha hızlı etki gösterebilir,
bazıları ise daha doğal içeriklerle, daha uzun vadede çalışır.
Tıpkı bir besin gibi…
Düzenli kullanım ister, etkisini zamana yayar.
Bu yüzden daha geç hissedilen etki, daha değersiz olduğu anlamına gelmez.
Kısacası:
Yurt dışı hayranlığıyla değil, içerik bilgisiyle seçim yapmak gerekiyor.
Çünkü mesele “nerede üretildiği” değil,
“nasıl üretildiği.”
Siz neye göre tercih yapıyorsunuz? Ülkesine mi, içeriğine mi?